Aile Konak Hastanesi | Randevu Sistemi

Bölüm Seçiniz

Doktor Seçiniz

Tarih & Saat Seçiniz

Kişisel Bilgilerinizi Giriniz

Lütfen İlgili Alanları Doldurunuz

Lütfen İlgili Alanları Doldurunuz

16 Mayıs 2018 13:48

Diyabet Nedir?

Diabetes Mellitus (DM), pankreasın yeterli insulin üretememesi veya vücudun ürettiği insülini etkili bir şekilde kullanamaması sonucu oluşan ve ömür boyu devam eden kronik ve insülin üreten hücrelerin azalması ile devam eden bir hastalıktır.

Milattan önce ikibin yıldan beri bazı yazıtlarda diyabetten bahsedilmektedir. Mısır'da Ebers papirüslerinde çok idrara çıkma  (poliüri) olarak bahsedilmektedir. Milattan sonra 2. yüzyılda Kapadokyalı Arateus bu hastalığın etin, kolların ve bacakların eriyerek kana geçmesine yol açtığını belirterek akıp boşalma anlamına gelen "diabetes" kelimesini kullanmıştır.

İbni Sina (980-1037) ilk kez ayaklarda görülen "diyabetik gangreni" tanımlayarak şeker hastalığının sinirleri bozabileceğini ilk kez açıklamıştır.

Normal metabolizmada besinler, vücudun başlıca yakıtı olan glukoza (şeker) dönüşmek üzere bağırsaklarımızda çeşitli enzimlerce  parçalanırlar. Daha sonra bu glukoz, bağırsaklardan kana geçer ve kandaki şeker düzeyi yükselmeye başlar. Sağlıklı bireylerde kana geçen glukoz, pankreastan salgılanan insülin hormonu vasıtasıyla hücrelerin içine taşınır. Şayet insülin hormonu vücudumuzda olmazsa, yetersizse  ya da etkisi bozulmuş ise (ki buna insülin direnci denir) şeker hücrenin içine taşınamayacağı için, glukozun kandaki düzeyi artarak şeker hastalığı dediğimiz kan şekeri yükselmesi (Hiperglisemi) gelişmiş olur. Kandaki şeker düzeyi yüksek olmasına rağmen, hücrelerin içinde şeker açlığı vardır. Bu nedenle şeker hastaları genelde kendilerini aç hissederler ve devamlı atıştırma gereksinimi hissederler. Bu kan şekeri yüksekliği sürekli olarak devam edecek olursa organlarımızda (sinir, göz, kalp, böbrek, damar vs) zaman içerisinde ciddi bozukluklara neden olur.

Normal glukoz toleransı üst sınırı ile aşikar diyabet arasındaki süreç "prediyabetik dönem" olarak adlandırılır. Bu süreçte glukoz metabolizmasının ara bozuklukları olan "Bozulmuş Açlık Glukozu" (BAG: açlık kan glukozunun 100-125 mg/dl olması) ve "Bozulmuş Glukoz Toleransı" (BGT: Oral glukoz tolerans testinde 2.saat kan glukozunun 140-199 mg/dl olması) yer alır. Bu surecteki kişiler "prediyabetik" olarak kabul edilmektedirler.

Erken metabolik değişiklikleri oluşturan BAG ve BGTden diyabete geçiş çoğu kez yıllar sürebilir. Çalışmalar, prediyabetik kişide sadece BAG bulunması halinde takip eden 10 yıl içinde diyabet gelişme riskinin %10-15; sadece BGT bulunması halinde ise riskin %35 düzeyinde olduğunu göstermektedir.  Gizli diyabetin en önemli özelliği, bu evrede de kalp-damar hastalıkları riskinin artmış olmasıdır. Her ne kadar kalp-damar hastalıklarındaki artış riski tip 2 diyabetliler kadar değilse de yine de önemsenmesi gerekir. Son yıllarda gizli diyabet tanısı alan bireylerde, diyabet gelişme riski ve potansiyeli olanlarında ilaç tedavileri ile tedavi edilmeleri hususunda bir eğilim vardır. Bu evredeki hastaların, yaşam biçimi değişikliğiyle uzun yıllar diyabetlerini geciktirebilecekleri hususunda hekimleri ile yakın bilgi alışverişinde bulunmaları gerekir. Bu hastalığı tanımlanan bireylerin sık sık kan şekerlerini kontrol ettirmeleri gerekir.

Diyabetin çeşitli alt tipleri vardır;  

  • Diyabetes mellitus tip 1
  • Diyabetes mellitus tip 2
  • Cerrahiye bağlı diyabet
  • LADA
  • MODY
  • Gebelik diyabeti

Diyabetes mellitus tipI daha çok çocukluk veya gençlik yıllarında görülür ve mutlak insülin eksikliği veya yokluğu ile ortaya çıkar. Diyabetes mellitus tip II ise en sık görülen türü olup, daha çok orta veya ileri yaşlarda görülür. Daha çok önceleri insülin fazlalığı şeklinde başlar,  ileri yıllara doğru ise insülin azlığı şeklinde görülür.

Diyabette tam bir şifa yoktur. Eğer hekim, diyetisyen, hemşire, diyabet eğitimcisinden oluşan diyabet ekibinizden iyi bir destek alır ve verilen tedaviye ve önerilere uyum sağlarsanız diyabeti olmayanlar gibi aktif ve sağlıklı bir hayat sürdürebilirsiniz.

Diyabet tedavisinde amaç, kan şekeri ayarını sağlamak diğer bir ifade ile kan şekeri yükselmelerini ve kan şekeri düşmelerini önlemektir. Bu ayarın sağlanması, komplikasyonların gelişimini önlemek veya gelişmiş komplikasyonların seyrini yavaşlatmak için son derece önemlidir.

İyi bir diyabet kontrolü, kan şekeri seviyenizi mümkün olduğunca normale en yakın tutmak anlamına gelir. Bu durum, aşağıdakilerin yapılmasıyla sağlanabilir.

Sağlıklı Beslenme: Yenilen besinlerin, özellikle karbonhidrat  olarak tabir edilen  şeker içeren besinlerin vücudun ihtiyacından fazla tüketilmesi kan şekeri seviyelerini yükseltir. Kan şekeri kontrolünün sağlanmasında diyabetli bireye özgü beslenme tedavisinin verilmesi önemlidir.
Diyabetli kişilerle diğer kişilerin besinlere olan gereksinimi aynıdır. Her insanın enerji, karbonhidrat, protein, yağ, lif, vitamin, mineral gereksinimi vardır. Bir kişide diyabetin olması bu gereksinimlerden birini veya birkaçını azaltması veya arttırması anlamına gelmez.

Egzersiz: Egzersiz, vücudumuzun glukozu etkili bir şekilde kullanmasını ve kan şekeri kontrolünü sağlar. Ayrıca, şişman tip 2 diyabetli kişilerin kilo kaybetmesine yardımcı olur.

İlaç / İnsülin: İnsülin, besinlerle kana geçen şekerin vücut tarafından kullanılmasını sağlayan ve böylece kan şekeri yükselmelerini önleyen bir hormondur. Tip 1 diyabetli kişilerin yaşamak için mutlaka insüline gereksinimi vardır. İnsülin bağımlılık, alışkanlık yapacak bir madde değildir. İnsülin yaşam için elzemdir. Pankreas insülin yapmıyor ise dışardan enjeksiyon yolu ile vücuttaki eksikliği yerine koymak gerekir. Tip 2 diyabetli kişilerin kan şekerinin ayarını sağlamak için ağızdan alınan ilaçlara veya insüline gereksinimleri olabilmektedir.

Yukarıdaki maddelerin tümü arasında bir denge oluşturmak önemlidir. Bu dengenin oluşması için, diyabetli birey mutlaka diyabet ve tedavisi konusunda eğitim almalıdır.

Diyabette iyi bir tedavinin ve tedaviye uyumun iyi sonuçlar verdiği bilinmektedir. Diyabet olduktan sonra önlem, diyabetik komplikasyonların erken tespitini ve önlenmesini içerir. Fakat diyabetin ortaya çıkmadan önlenmesi, riskli kişilerin diyabetten korunması da mümkündür. Günümüzde diyabeti önlemek amacı ile yapılan önemli çalışma sonuçları yaşam tarzı değişikliklerinin, yani sağlıklı beslenme alışkanlıklarının kazanılması, düzenli egzersiz ve eğitim ile diyabet görülme sıklığının %58 oranında azaldığını göstermiştir.
          
Eski adı ile HbA1c yeni adı ile A1c testi, kan şekeri kontrolünüzün ne kadar "yeterli" olduğunu gösteren bir testtir. Yeterli kontrol, kan şekerinizin diyabeti olmayan kişilere yakın düzeylerde olması anlamına gelir.
          
Bilimsel çalışmar, kan şekeri düzeylerinin kontrolü ne kadar iyi olursa, diyabetin uzun dönemdeki komplikasyonlarının, özellikle de nefropati (diyabetik böbrek hasarı), retinopati (diyabetik göz hastalığı) ve nöropati (diyabetik sinir hasarı) gibi komplikasyonların gelişme olasılığının o kadar azalacağını göstermiştir. Tip1 ve  tip 2 diyabetliler ile yapılan benzer çalışmalar da iyi bir kontrolün, diyabetin komplikasyonlarından pek çoğunun gelişmesinin önüne geçtiğini göstermiştir.

A1c'nin %7'nin altında olması kan şekerinizin kontrol altında olduğunu gösterir. A1c değerleri genelde %7'nin üzerindeyse bunu düzeltmek için harekete geçilmelidir.
               
A1c değerinin %7 olması, günlük ortalama kan glukoz düzeyinin 150 mg/dl olduğunu yansıtır. Fakat kan şekeriniz 50 mg/dl ile 250 mg/dl arasında oynuyorsa yine A1c değeri %7 olacaktır.
Kan şekeri düzenli seyretmiyorsa, bir takım bilgilerin toplanması gerekmektedir. Bunun için, ideal olanı bir hafta boyunca kan şekerinin günde dört kez ölçülmesidir. En azından farklı öğünlerde günde iki kez bakılması da olabilir. Bütün sonuçlar not alınmalıdır. Bu sonuçların %80'i 125 ile 175 mg/dl arasında olmalı ve hiçbiri 200 mg/dl'nin üzerine çıkmamalıdır. Eğer ölçümler sonucunda çok düşük ya da çok yüksek değerler varsa doktorunuza ve beslenme uzmanınıza danışmanız gerekmektedir.

Unutmayınız ki sağlıklı yaşam sizin elinizdedir...

 

Dahiliye-İç Hastalıkları

Uzm.Dr.Mustafa ÇALIŞKAN